Tgrt Haber
18 Kasım 2023 15:59 - Güncelleme : 18 Kasım 2023 16:21

Erdoğan İsrail'deki nükleer silahı dile getirdi! İlk kez böylesi bir başvuru resmi kayıtlara geçti

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Almanya'daki kritik görüşme sonrası yurda dönerken gazetecilerin sorularını cevapladı. Erdoğan'a geçtiğimiz günlerde dile getirdiği ''İsrail'de nükleer var mı yok mu?'' sorusu üzerine Uluslararası Atom Enerji Ajansı'nın ne yol izleneceği soruldu. Erdoğan, baskıların ardından böylesi bir başvurunun ilk kez resmi kayıtlara geçtiğini söyledi.

Editör: Berkay Alptekin / Kaynak: TGRT Haber
Erdoğan İsrail'deki nükleer silahı dile getirdi! İlk kez böylesi bir başvuru resmi kayıtlara geçti
recep tayyip erdoğan,almanya,israil,gazze,filistin

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Almanya'nın başkenti Berlin'e gerçekleştirdiği resmi ziyaretinin ardından yurda dönerken gazetecilerin sorularını cevapladı. Geçtiğimiz günlerde İsrail Başbakanı Netanyahu'ya büyük yankı uyandıran "atom bombası" sorusunu soran Erdoğan'a, gazetecilerin sorusu da nükleer üzerineydi. 

Gazetecinin, ''Türkiye’nin çabalarıyla, İslam İşbirliği Teşkilatı’nın bildirisine, İsrail yetkililerinin tehdit olarak öne sürdüğü nükleer silahlarının araştırılıp dünya gündemine getirilmesi maddesi girdi. Netanyahu da bundan rahatsız oldu, Arap liderlerini "Çıkarlarınızı korumak istiyorsanız susun” diye tehdit etti. Siz de grup toplantısında "Elinde atom bombası var mı yok mu?" diye sordunuz. Cevap verebilir mi bu soruya Netanyahu? Şayet veremezse, Uluslararası Atom Enerji Ajansı'nın iddiaları araştırmasını sağlamak için nasıl bir yol izlenebilir?'' sorusu üzerine Cumhurbaşkanı Erdoğan, ilk kez bir başvurunun resmi kayıtlara geçtiğini söyledi:

''Şu an itibariyle bini aşkın avukat Uluslararası Ceza Mahkemesine bu savaş suçlarının sorgulanmasına yönelik, soruşturma açılması için başvuru yaptı ve bu başvurular devam ediyor. Bu işin bir bölümü. Diğer taraftan, İsrail Nükleer Silahların Yayılmasının Önlenmesi Antlaşmasına taraf değil. Taraf olmadığı için ilk etapta kurallarına da tabi olmuyor. Ama üye ülkelerin nükleer güvenlik adına Uluslararası Atom Enerjisi Kurumuna başvurup bir denetleme mekanizması isteme durumu var. Onu şu anda harekete geçireceğiz. Oradaki kurulu toplayacak, bu talebe dair bir karar verecekler. Bu süreç biraz zaman alacak.''

Erdoğan İsrail'deki nükleer silahı dile getirdi! İlk kez böylesi bir başvuru resmi kayıtlara geçti

ERDOĞAN'DAN DÜNYAYA ÇAĞRI: PEŞİNİ BIRAKMAYIN

''Kurul kararını Atom Enerjisi Kurumunun üst organı olan Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’ne göndermeleri gerekiyor. Orada Amerika Birleşik Devletleri’nin İsrail’in yanında durup bu konuyu veto etmesi mümkün. Ancak bu konunun, o zeminde tartışılır hale gelmesi bile muazzam bir durum. Şu ana kadar İsrail ile ilgili böylesi bir başvuru resmi kayıtlara ilk defa geçiyor.  Bunun ilerletilmesi bölgedeki stratejik çıkarları dengeleme açısından çok önemli bir konu. Buradan baskı kurmaya devam edeceğiz. Biz Türkiye olarak bu çağrıyı yapıyoruz. Vakit çok geç olmadan İsrail’in nükleer silahları şüpheye yer bırakmayacak biçimde denetlenmelidir. Biz bunun takipçisi olacağız. Tüm dünya kamuoyuna da bunun peşini bırakmama çağrısı yapıyorum."

İSRAİL'İN "AMİMUT POLİTİKASI"

Öte yandan İsrail, 'Amimut (nükleer belirsizlik) politikası' sebebiyle nükleer silah sahibi olduğunu kasıtlı olarak inkar ediyor. Ayrıca İsrail'in nükleer programıyla ilgili araştırma yapan İsrailli gazeteciler de devlet tarafından ciddi cezalarla ve soruşturmalarla karşı karşıya kalıyor. 1986 yılında eski nükleer mühendis Mordechai Vanunu, Sunday Times'a İsrail'in nükleer programı hakkında derinlemesine bir röportaj verdikten sonra İsrail güvenlik güçleri tarafından kaçırıldı ve 18 yıl hapis yattı.

Bu ürpertici gerçek yüzünden İsrail'in nükleer programı hakkında bilgi sahibi olan kişilerin, medyaya konuşup bilgi verme konusunda kabul edilebilir bir şekilde isteksiz oldukları ve açık kaynak araştırmacıların İsrail'in nükleer gücünü analiz etme yeteneklerini zayıflattığı anlamına geliyor. Geçtiğimiz 20 yıl boyunca tarihçiler Avner Cohen ve William Burr, İsrail'in şeffaf olmayan nükleer politikasının daha önce bilinmeyen detaylarını ortaya çıkaran ve bunları halkın erişimine sunan araştırmalara paha biçilmez katkılarda bulundular.

İLK NÜKLEER FRANSA'DAN ALDIĞI TEKNİK DESTEK SAYESİNDE

İsrail'in nükleer silah programı, ülkenin ilk başbakanı David Ben-Gurion'un İsrail'in Arap komşularının birleşik konvansiyonel güç üstünlüğünü dengelemek için bir "Nükleer Sigorta Planı" araştırmaya başladığı 1950'lerinortalarına kadar uzanıyor. Tarihçi Avner Cohen bu konuda şöyle diyor: 

“Ben-Gurion'un nükleer projeyi başlatma kararlılığı, iyi düşünülmüş bir plandan ziyade stratejik sezgilerin ve takıntılı korkuların sonucuydu. İsrail'in artık silahlanma yarışında Araplarla rekabet edemeyecek durumda olması durumunda bir "sigorta poliçesi" olarak ve aşırı askeri acil durumlarda son çare olarak nükleer silahlara ihtiyaç duyduğuna inanıyordu."

Ben-Gurion, İsrail'in nükleer programını yönetmesi için daha sonra İsrail'in başbakanı olacak olan Şimon Peres'i görevlendirdi. Peres'in liderliğinde İsrail, 1957'de Fransa'danaraştırma reaktörü ve plütonyum ayırma teknolojisini içeren önemli bir paketin yanı sıra Norveç'ten 1959 yılında 20 ton ağır su satın aldı1958'in başlarında Dimona yakınlarında Negev Nükleer Araştırma Merkezi'nin temeli atıldı.

Kaynak: TGRT Haber
UYARI: Küfür, hakaret, bir grup, ırk ya da kişiyi aşağılayan imalar içeren, inançlara saldıran yorumlar onaylanmamaktır. Türkçe imla kurallarına dikkat edilmeyen, büyük harflerle yazılan metinler dikkate alınmamaktadır.
Sonraki Haber Yükleniyor...